2000 yıldır dillerden düşmeyen "KNİDOS AFRODİTİ"nin inanılmaz öyküsü
2000 yıldır dillerden düşmeyen "KNİDOS AFRODİTİ"nin inanılmaz öyküsü. Bazen mermerlerde ölümsüzdür!
Yükleniyor...
Önerilenler:
Sert ve dayanıklı ama buna rağmen kolay işlenebilen ve şekil alan, aynı zamanda ısı yalıtımı da dahil olmak üzere birçok özelliği olan bir doğal taş…
Bazalt genelde ülkemizde dış mekan kaplamalarında tercih edilse de aslında kullanım alanı çok geniş bir doğal taş türü.
Magmatik kökenli bir doğal taş çeşidi olan bazalt volkanik püskürme sonucu oluşmuş bir kayaçtır. Bazaltı diğer taşlardan ayıran en önemli özelliği çok sert ve dayanıklı yapısıdır. Bu yüzden dünyanın pek çok yerinde yollar, park bahçe gibi araç ve insan trafiğinin yoğun olduğu yerlerde küp taş olarak üretilerek kaplanır. Küp taş olarak kaplandığı yerler arasında çok yağmur ve kar yağışı alan bölgelerde tercih edilmesinin en önemli nedeni dayanıklı olması kadar yağan yağmur ve kar sularının hızlı bir şekilde emilmesidir. Bu yüzden bu tür yerlerde su taşkınları, sel vb afetler için de doğal bir önlemdir.
Bazalt genelde gri ve siyah renktedir ancak diğer demir oksitlere ve hidroksitlere oksitlenmesi neticesinde kahverengi ve pas kırmızısına dönüştüğü de gözlenebilir.
Bazalt, büyük mineral kristallerinin büyümesi için çok hızlı bir şekilde erimiş kaya soğuması nedeniyle ince taneli bir mineral dokuya sahiptir; genellikle daha ince taneli bir matrise gömülmüş daha büyük kristaller içerir. Çok sıcak ve soğuk iklimlerde kullanılabilme özelliğine sahiptir. En büyük özelliği homojen bir taş olması nedeniyle çok düzgün bir hat olanağı sağlamasıdır bu nedenle de kaldırım ve yollarda tercih edilmektedir
Her şekilde doğanın koşullarına karşı dayanıklı, ince taneli, yoğun yapılı ve ağırlıklara karşı oldukça dayanıklı bir taştır. Bazalt taşı, aşınması oldukça güçtür. Yüksek basınçlara dayanıklı olduğundan ince işçilik içinde oldukça uygun bir yapıya sahiptir.
Bazalt Kullanım Alanları
Bazalt taşı, dünyanın en sağlam ve en dayanıklı doğal taşları arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Zorlu şartlara karşı üstün dayanıklılık göstermesi sayesinde kullanım alanı da gün geçtikçe artmaktadır.
Homojen, dış etkenlerden etkilenmeyen, solmayan renkleri ve her türlü yüzey işleme tekniğine uyum sağlayabilmesi onu diğer doğal taşlar arasında vazgeçilmez kılar.
Cilalı veya cilasız, honlu, kumlama, çekiçleme, fırça ile eskitme, leader finish, taraklama gibi yüzey işlemleri ile çok farklı görüntüler elde edilebilmektedir. Özellikle son yıllarda doğal taş kullanıcılarının tercihi haline gelen rustik tarz, tarihi dokuyu anımsama, pastel ve dingin renk kombinasyonuna birebir uyum sağlamaktadır.
Isı ve ses yalıtımı da önemli özellikleri arasında
Bazaltın bütün bu özelliklerine ek olarak ısı-ses izolasyonu sağlama özellikleri eklenince birçok projede binaların dış cephelerinde kaplama taşı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca sert ama kırılgan olmayan yapısı ile merdiven basamakları, bahçe içi yürüme yollarında adım taşı, Evimizi ısıttığımız şöminenin hem içinde hem dışında kullanılır olmuştur. Bazalt taşı, agrega, kırma taş olarak da bazı beton bileşimlerinde yer almaktadır. Bu bileşimler, yoğun mineral yapısı sebebiyle seramik üretiminde ve cam sanayisinde, ısı depolama sistemlerinde hammadde olarak ekonomik ve pratik çözümler sunmaktadır. Önemli bir iz izolasyon ve kaplama malzemesi olan taş yününün yapımında da bazalttan faydalanılmaktadır.
Bazalt fırında pişen ekmek daha lezzetli oluyor
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki şehirlerin pek çoğunda ısıyı erken iletmesi ve geç soğuması nedeniyle fırınların yapımında bazalt kullanıldığı bilinmektedir. Ayrıca bu fırınlarda pişen ekmeklerin diğerlerine nazaran daha lezzetli olduğu da ifade edilir.
Bazaltın diğer kullanım alanları
Bazalt yalıtım özelliği nedeniyle gemi, ev, kazan ve klima yalıtımında kullanılırken denizlerde dolgu yapımında, deniz altı boru sistemlerinde, demiryolu ve karayolu yapımında da tercih edilmektedir.
Bakteri barınmasını önlüyor
Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarında yapılan testlerde bazalt taşının bakteri oluşumuna izin vermediğini tespit edilmiştir. Bu nedenle günlük hayatımızda sıklıkla kullandığımız ve ortalama değerler ile yüzde 57 oranında bakteri barındıran banka ATM’lerinin tuşları ve çok kullanıcılı bilgisayarların klavyelerinde bazalt kullanımı tavsiye edilmektedir.
Heykeltıraşlara ilham veren taşlardan birisi de bazalt
Kullanım alanlarına her geçen gün yenileri eklenen bazalt son dönemlerde heykeltıraşlarında dikkatini çeker oldu. Avuç içine sığan küçük bir dekor tamamlayıcı objede de metrelerce yükseklikte bir heykelin yapımında da artan bir şekilde kullanılır oldu.
2002 yılında Mısır’ın başkenti Kahire’de düzenlenen bir fuardan dönerken Mısır’ın antik dönem ikonlarını sembolize eden heykelcikler görmüş, hatta birkaçını da ağır olmasına rağmen almıştım. Kim bilir belki de yakın tarihte ülkemizin turistik yörelerinde ,özellikle antik kentlerin yakınlarında bazalt ile yapılmış hediyelik eşya figürlerine rastlamak mümkün olabilecek.
Türkiye’de bazalt rezervleri nerede?
Doğal taşlar açısından dünyanın en zengin ülkelerinden olan Türkiye’nin bazalt varlığı bakımından da ciddi rezervlere sahip olduğu yapılan çalışmalarda ortaya çıkarılmıştır.
Ticari anlamda Kayseri’nin Kocasinan ilçesi Molu yerleşim yerinden çıkan siyah gözeneksiz bazalt, Erkilet, İncesu ve Develi’den çıkarılan gri bazaltlar bölgede sayıları 50’ye yaklaşan orta ve küçük işletmelerde işlenerek yurt içi ve yurt dışı projelerinde kullanım alanı bulmuştur. Ayrıca Afyonkarahisar, Diyarbakır, Urfa,Osmaniye, Van, Muş ve Kars illerinde de zengin bazalt yatakları olduğu bilinmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde özellikle Cumhuriyet’in ilk yıllarında yapılan kamu binalarında bazalt kullanımının oldukça yaygın olduğunu görüyoruz.
İzmir Aliağa, Ankara Beypazarı, Sinop Boyabat ve Bartın illerinde bulunan bazalt çeşitleri Fabrikalarda ST ve katrak ile kesim yapılabilen türden daha farklı bir yapıya sahiptir. Bu bölgelerde Altıgen sütunlar halinde bulunan bazalt, büyük ölçüde el işçiliği ile parke taşı, kaldırım taşı, bordür gibi malzemelere dönüştürülmektedir. Ayrıca taş yünü üretiminin de yapıldığı bu havzada üretilen ürünler yurt içi ve yurt dışında ciddi bir pazar payı elde etmiştir.
Geçmişten bugüne bazalt ile yapılan önemli yapılar
Diyarbakır Kalesi veya Diyarbakır surları: Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yer alan tarihî bir yapı. İç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Surlardaki ana girişler Dağ Kapı (Harput Kapısı), Urfa Kapı (Rum Kapısı), Mardin Kapı (Tell Kapı) ve Yeni Kapı (Dicle-Irmak-Şat Kapı)'dır. Yaklaşık dokuz bin yıllık olan surlar, Çin Seddi'nin ardından dünyadaki en uzun ve geniş savunma duvarıdır. 2015 yılında UNESCO yapıyı Dünya Mirası olarak tescil etmiştir. Ayrıca Diyarbakır'ın çok eski yapısı olan iç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşan Keçi Burcu’nun inşasında da bazalt kullanılmıştır
Hz. Süleyman Camii: Diyarbakır’ın sur ilçesinde yer alan tarihi camilerden biri olan Hz. Süleyman Cami, 1155-1160 yılları arasında Nisanoğlu Ebul Kasım tarafından yaptırılmış. Nasiriye Kale Camii ve Murtaza Paşa Camii olarak da anılan yapı, Selçuklu tarzında bir plana sahip iken mimarisi Arap esintileri taşımaktadır.
1631-1633 yılları arasında cami ve yanındaki Meşhed kısmı Vali Silahtar Murtaza Paşa tarafından tadilattan geçirilmiştir. Caminin batı kısmındaki namazgah, çeşme ve türbe de dikkat çeken noktalar arasında bulunmaktadır. Caminin kuzey kısmında da bir türbe ve çeşme yer almaktadır.
4 ayaklı Minare ve Şeyh Mutahhar Camii: 1500 Yılında Akkoyunlu Kasım Bey tarafından yaptırılan Şeyh Mutahhar Cami dört sütun üzerinde inşa edilmiş minaresiyle ilginç anıtlardandır. Diğer minarelerden farklı olarak camiden bağımsız olarak inşa edilmiştir. Yöreye ait olan siyah ve beyaz taşlardan inşa edilmiştir.
Gazi Köşkü (Semanoğlu Köşkü): Atatürk, Çanakkale Savaşından sonra 1916 yılı Şubat ayı sonlarında 16. Kolordu Komutanı olarak Doğu, cephesinde görevlendirilmiş, 14 Mart 1916 günü Kolordu Karargahı olan Diyarbakır’a gelmiştir. Diyarbakır surlarının dışındaki Semanoğlu Köşkü Atatürk’e verilmiştir. Atatürk 27 Mart 1917 tarihine kadar bu köşkte kalmıştır.1926 yılında Diyarbakır Belediyesi tarafından Atatürk’ e hediye edilmiş ve o zamandan beri Gazi Köşkü olarak anılmaktadır. Köşk On Gözlü Köprü’nün bulunduğu yerdedir.
On Gözlü Köprü: Diyarbakır’ın önemli yapılarından biri olan On Gözlü Köprü, tarih boyunca şehirde meydana gelen savaş ve tehlikelerde ilk korunan yapı olmuştur. Bunun nedeni ise Diyarbakır’a geçmek için kullanılan tek bağlantı olmasıdır. Dicle Nehri’nin üzerine yapılmış olan köprü, 1065 yılında Mervaniler tarafından inşa edilmiştir.
Meryem Ana Kilisesi: Kilise, 3. Yüzyıldan kalmadır. Zamanla birçok onarım görmüş olup, Bizans devrinden kalma Mihrabı, Roma biçimi kapısı ilginçtir. Kilisede bazı Azizlerin türbesi bulunmaktadır. Diyarbakır’ın en güzel Süryani Kadim Yakubi Mezhebi Kilisesidir.
Milattan önce güneş tapınağı olarak kullanıldığı bilinen mabedin üzerine inşa edilmiştir. İçeride güneş tapınağından kalan bazı parçalar bulunmaktadır. Günümüzde de faal olarak kullanılmaktadır.
Ana kiliseyle birlikte kütüphane, patriklik konutu, misafirhane ve lojmanlardan oluşan yapılar topluluğudur ve üç avlusu vardır.
Pek çok tarihi eseri bünyesinde barındıran kilisede, ceviz ağacından yapılmış kapılar, azizlere ait tablolar, el işi gümüş kandiller oldukça dikkat çekicidir.
Mesudiye Medresesi: Mesudiye Medresesi, Ulu Cami ile bitişik bir konumdadır. 1198 yılında Artuklu Emiri Ebu Muzaffer Sökmen zamanında inşa edildiği, üzerinde bulunan kitabede yazmaktadır. Medrese, çeşitli ilimlerin öğretildiği Anadolu’nun en eski ve ilk üniversitesidir. Bu medresede astronomi, tıp, matematik, biyoloji, kimya, ilahiyat gibi dersler verilmiştir.
Ulu Cami: Ulu Camii. 639 yılında Diyarbakır’a egemen olan Müslüman Araplar tarafından şehrin merkezindeki en büyük mabed olan Mar Toma Kilisesi’nin camiye çevrilmesiyle oluşmuştur. Cami duvarları çeşitli uygarlıkların izleriyle doludur… Selçuklu, Artuklu, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı dönemlerinden kalma 20 kadar kitabe vardır. 11. yüzyılda Ulu Camii’ yi gören gezgin Nasır-ı Hüsrev, “Ulu Camii bu kara taşla yapılmıştır. Öyle mükemmel bir yapıdır ki ondan daha düzgün, ondan daha sağlam yapılmasına imkan yoktur. Caminin içinde iki yüz küsur taş direk vardır. Her direk yekpare taştandır. Direklerin üstüne, hepsi taştan olmak üzere kemerler yapılmıştır” olarak betimler. Ulu Cami, avlusundaki şadırvanı, çeşitli dönemlere ait kitabeleri, güneş saati, ibadet yeri olarak Hanefi ve Şafii mezhebi bölümleri ile İslam alemi için önemli bir yere sahip.Erken İslam döneminin ünlü Şam Emeviye Cami’nin (benzerliklerden dolayı) Anadolu’ya yansıması olarak yorumlanan Diyarbakır Ulu Cami, İslam aleminin 5. Harem-i Şerifi olarak kabul edilmektedir. Ayrıca camide sibernetiğin babası olarak kabul edilen ünlü bilgin El Cezeri‘nin yaptığı ve 800 yıllık bir geçmişe sahip olan güneş saati bulunmaktadır.
Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi: Diyarbakır Evleri’nin özelliklerini en iyi şekilde korumuş evlerden biri 1733 yılında inşa edilmiş Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğduğu ve ailesiyle birlikte yaşadığı evdir.Yapı 1973 yılında Kültür Bakanlığı tarafından satın alınarak restore edildikten sonra, müze olarak hizmet vermeye başlamıştır.
Hasan Paşa Hanı: Diyarbakır’ın Osmanlılar tarafından alınmasından sonra, Diyarbakır valilerinden Vezirzade Hasan Paşa tarafından 1572 yılında inşa ettirilmiştir.
1612 yılında Diyarbakır’ı ziyaret eden Leh Simeon, şehre geldiği zaman indiği Hasan Paşa Hanı’nı şu şekilde tasvir etmiştir:
“…Muazzam kârgir bir bina olan bu hanın 500 beygiri barındırabilecek yer altında iki ahırı, rengarenk demir parmaklıklarla çevrilmiş çok güzel havuzu, üç kat üzerine birçok kârgir odaları vardı…”
Handa günümüzde süs eşyalarından antikaya kadar çeşitli eşya satan dükkanlar, kitabevleri ve kafeler bulunmaktadır.
Sülüklü Han: 1683 yılında Hanilioğlu Mahmut Çelebi ve kız kardeşi Atike Hatun tarafından yapılmıştır. Bir zamanlar 3 kat olan han, günümüze ancak bir katı ulaşabilmiştir. Bir dönem hekimler tarafından içinde bulunan kuyudan sülük çıkarıldığı bilinmektedir. Şifa amaçlı toplanan sülüklerin burada toplanmasından dolayı hana Sülüklü Han adı verilmiştir.
Surp Giragos Ermeni Kilisesi: Surp Giragos Ermeni Kilisesi'ndeki kitabelere göre 1515-1518 yılları arasında inşa edildiği, 1880 yılında tamamen yandıktan sonra aynı yerde 1883 yılında yeniden inşa edilmiştir. Kilisenin, Gotik tarzdaki 5 katlı görkemli çan kulesi ise 1916 yılında yıktırılmıştır. Beş nefli, beş apsisli ve apsisin iki yanındaki vaftiz bölümleri ile oldukça büyük bir yapıdır.
Surp Hovsep Ermeni Katolik Kilisesi: Ermeni Katolik Kilisesi, 16. yüzyılda inşa edilmiştir. Hakkında çok fazla bilgi bulunmayan kilise, Diyarbakır Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.
Surp Sarkis Ermeni Ortodoks Kilisesi: Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yer alan tarihî bir kilisedir. Kilise ayrıca Hızır İlyas Kilisesi ya da Çeltik Kilisesi olarak da bilinir. Ortodoks Ermenilere aittir.
Fethiye Camii / Alexander Nevsky Katedrali: Eski hali çok daha ihtişamlı olsa da, Baltık Mimarisinin Kars’taki en etkileyici yapısı diyebileceğimiz, eski ismiyle Alexander Nevsky Katedrali, Kars’ın kurtuluşunda sonra camiye dönüştürülmüş ve Fethiye Camii adını almıştır. İki yanına eklenen minareleri ile Fethiye Camii şehrin kurtuluşunun da tarihi bir simgesi gibidir. Camii olarak ibadete ve halka açık olan bu muhteşem yapı, Rus işgalinden kalan miraslar arasında mutlaka görülmesi gerekenler içinde ilk sırada yer alır.
Defterdarlık Binası: Kars’ta Baltık Mimarisinin en gösterişli yapılarından biri olan Defterdarlık Binası, Ruslar tarafından, tiyatro olarak kullanılmak üzere inşa edilmiştir. Üç katlı yapının planı U şeklindedir. Ana bina ve ek bina olmak üzere iki ayrı yapıdan oluşur. Önce valilik binası olarak kullanılmış, 1980 yılından sonra restore edilerek defterdarlık binası olarak kullanılmaya başlanmıştır.
İsmet Paşa İlköğretim Okulu Binası: İşgal döneminde Ruslar tarafından okul olarak kullanılmak üzere inşa edilen binanın yapımı 1886-88 yılları arasında, yaklaşık iki yıl sürer. Rusların kente hakim olduğu yıllar boyunca okul olarak kullanılan asırlık bina, günümüzde de ilkokul binası olarak kullanılmaya devam edilmektedir. Kars merkezde görebileceğiniz tarihi okul binası, Baltık Mimarisinin şehirdeki ilk örneklerindendir.
Eski Rus Konsolosluğu Binası: Rusların Hollandalı mimarlara yaptırdığı bu özel binaların büyük çoğunluğu günümüzde konut olarak kullanılmaktadır. Eski konsolosluk binası da bunlardan bir tanesi. Yüksek pencereleri, iki farklı tonda bazalt taştan inşa edilmiş dış cephesi ve meşhur süslü demir balkonu ile Kars’ın görülmeye değer en güzel mimari eserlerinden biridir.
Sanayi ve Ticaret Odası Binası: Şehrin ünlü tarihi binalarından Kars Ticaret Odası Binası, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren günümüze kadar Sanayi ve Ticaret Odası olarak kullanılmaya devam edilmektedir. Tarihi binanın tam bir Baltık Mimarisi klasiği olduğunu söyleyebiliriz. Kesme bazalt taştan yapılmış dış cephenin sade ama etkileyici görüntüsü, bir zamanlar Kars’ta nasıl bir hayat olduğunu merak etmenize neden olacak türden.
Kafkas Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Binası: Kars Kafkas Üniversitesi’n.in konservatuvar binası da Rus işgalinden şehre miras kalan Baltık Mimarisinin değerli yapılarından bir tanesi. Dereiçi kampüsündeki tarihi bina, tam da konservatuvar binası olacak güzellikte
Emniyet Müdürlüğü Binası: Daha önce okul olarak kullanılan tarihi bina 1981 yılında beri Kars İl Emniyet Müdürlüğü olarak hizmet vermektedir. Yıllarca sıva altında saklı kalan tarihi binanın bugünkü orijinal görüntüsüne kavuşmasını İl Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek’in başlattığı restorasyon çalışmasına borçluyuz. Baltık mimarisinin kent merkezindeki en önemli eserlerinden biri olan tarihi yapının üzerini örten sıva sökülünce bazalt taştan binanın tüm güzelliği yeniden ortaya çıkar. Pencereleri ve bina girişi yenilenmiştir. Yapının iç cephe duvarları da aynı şekilde restore edilmiştir. 2009 yılında tamamlanan çalışmalar sonucunda tarihi bina şehre kazandırılmış ve kamuya hizmet vermeye başlamıştır.
Tuncay Güvensoy Evi: 1897 yılında inşa edilen bina, Cumhuriyetin ilk yıllarında Ticaret Borsa binası olarak kullanılmış ve daha sonra Kars’ın ileri gelen ailelerinden Güvensoy ailesinin özel mülkiyetine geçmiştir. Güvensoylar, orijinal mimariye sadık kalarak restore ettikleri bu muhteşem güzellikteki binada yaşamaya devam etmektedirler
Cheltikov Konağı / Eski Hekim Evi: Şehir merkezindeki en güzel binalardan biri olan bu tarihi konağın dış cephesi barok mimarisinin özelliklerini taşımaktadır. Rus işgali yıllarında inşa edilen, Baltık Mimarisine ait yapılar arasında mutlaka görmeniz gereken, en gösterişli mimari eserlerden biridir.
1894 yılında Cheltikov ailesi tarafından yaptırılan, iki katlı kargir bina daha sonra opera binası olarak kullanılır. Cumhuriyetin ilanından sonra Kars Doğum Evi olarak kamuya hizmet veren tarihi konak, zirai donanım deposu ve son olarak Hekim Evi olarak kullanılır. Bu isimle de anılmasının sebebi en son Hekim Evi olarak kullanılmış olmasıdır. Cheltikov Konağının bahçesi, fotoğraf çekmek için en güzel mekanlardan biridir.
İl Sağlık Müdürlüğü Binası: Kars şehir merkezinin tarihi ve mimari zenginliği Baltık Mimarisi binalar, genellikle iki katlıdır. İl Sağlık Müdürlüğü Binası, nadir üç katlı binalardan biri. 1907 yılında inşa edilen tarihi bina daha önce hastane olarak kullanılmıştır. 1980 yılında restore edildikten sonra İl Sağlık Müdürlüğüne tahsis edilerek, koruma altına alınmış tarihi eser konumundaki binalardan biri olur. Geniş ön cephesindeki barok tarzı süslemeler, Baltık Mimarisinin tipik özelliklerini yansıtmaktadır.
Havariler Kilisesi (Kümbet Cami): 932-937 yılları arasında inşa edilmiş olan kilise 1064 yılında Selçukluların Kars’ı fethetmeleri ile camiye çevrilmiş. Rus işgali döneminde tekrar kilise olarak kullanılmış. 1969-80 yıllarında uzunca bir süre kullanılmayan bina bir müddet müze olarak kullanılmış ve 1994 yılında Kümbet Cami olarak kullanıma açılmış. Kubbenin altında yer alan dış duvarlarda 12 havariyi simgeleyen rölyefler bulunuyor.
Afyon Ali Çetinkaya Garı: Ali Çetinkaya Garı, Afyonkarahisar'ın il merkezinde yer alan TCDD'ye ait ana tren istasyonudur. İzmir-Basmane - Manisa - Afyonkarahisar demiryolu ile Eskişehir - Konya demiryolu'nun kavşak noktası olan garın ilk binası, Chemins de Fer Ottomans d'Anatolie / Osmanlı Anadolu Demiryolları (CFOA) Şirketi tarafından Osmanlı Anadolu Demiryolları için inşa edilerek 4 Ağustos 1895'te hizmete girmiştir. Garın yapımında kullanılan ana yapı malzemelerinden birisi de Afyon bazaltıdır.
Yazıda kullanılan bazı fotoğraflar www.elifinatlasi.com isimli internet sitesinden alınmıştır.
2000 yıldır dillerden düşmeyen "KNİDOS AFRODİTİ"nin inanılmaz öyküsü. Bazen mermerlerde ölümsüzdür!
Madencilik Sektöründe bir ilk! 2022’de Çalışanların %37’si KADIN!
Yunanca'da 'Parlayan taş' anlamına gelen dünyaca meşhur mermeri ile marka olan küçük bir İtalya kenti Carrara. Kentin ekonomisinde en önemli gelir kaynağını da oluşturuyor aynı zamanda. Dünyada en değerli beyaz mermer yataklarının merkezi olarak bilinen Carrara, zaman içerisinde halk arasında giderek güçlenen anarşizm kültürü ile, 1968 yılında kurulan IAF (International Anarchist Federations)'a da evsahipliği yapmıştır