“Mermer kompakt bir malzemedir, ondan mükemmellik yaratabilirsiniz. Ancak sanat hayatımın belli bir noktasında kusurlu malzemeler kullanma ihtiyacım doğdu. Kullandığımız malzeme esas itibariyle kuralları belirler. Ortaya çıkan eser, benimle kullandığım malzemenin tarihi, jeolojik yapısı arasındaki ortak çalışmanın sonucudur. Bütün bu özellikler eserin bir parçası haline gelir; sadece resmi bir parça olarak değil, aynı zamanda anlatı olarak da. Örneğin, damla damla birleşip yüz milyonlarca yıl da bir blok oluşturan bir sarkıt ve dikiti kullanarak bir birleşim hikayesi bir sanat eseri yaratıyorum Beni asıl büyüleyen de bu.”
Söyleşi: Ebru BOZKURT
27 Ocak 1975’te İtalya’nın Pietrasanta (Lucca) kasabasında doğan Massimiliano Pelletti, halen burada yaşamaya ve çalışmaya devam etmektedir. Mermer ile çok küçük yaşlarda dedesine ait mermer atölyesinde tanıştı ve mermer işleme tekniklerini ondan öğrendi. Pietrasanta’daki Stagio Stagi Sanat Okulu ve Pisa Üniversitesi Felsefe bölümünden mezun olan heykeltraş sanatsal anlamda ilk çıkışını 2006 yılında 12. Avrupa ve Akdeniz’den Genç Sanatçılar Bienali’ni kazanarak yaptı. Ardından Mısır’daki İskenderiye Bienali ve 54. Venedik Bienali gibi bir dizi başka prestijli sergi aracılığıyla adından söz ettirmeye devam etti.
Heykeltıraş olmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?
Heykeltıraş bir dedemin olması en büyük şansımdı. Teknik deneyimimi ve malzemeleri manipüle etme yeteneğimi çocukluğumda onun atölyesinde geçirdiğim zamana ve birlikte çalışmalarımıza borçluyum. Hala çalışmayı sevdiğim alçı kalıplarla ve daha nice malzemeyle çok küçük yaşta tanıştım. Çocukluğumda onun stüdyosuna gider ve her şeyi bir oyun olarak yaşardım. Sonra yavaş yavaş, beni bugün yaptığım şeyi yapmaya iten ifade ihtiyacımın doğal uzantıları haline geldiler.
Peletti ilk heykellerinde anavatanından gelen ve asil bir malzeme olan mermeri kullanırken zaman içinde kuvars, oniks, kireçtaşı ve daha önce hiç kullanılmamış taşlarla çalışarak malzeme yelpazesini genişletti kısaca doğanın bize verdiği her taş ile çalıştı. Büyükbabasından miras kalan alçıdan klasik modeller sayesinde geleneksel heykelle bağını korurken, titiz bir kompozisyon ve yenilikçi bir anlayışla tasarımlarını geliştirdi.
Mermerle çalışmaya nasıl karar verdiniz?
Mermer dışında işlenmesi zor diğer doğal taşlarla da (bazalt oniks vb.) çalıştınız. Bize tercihinizden bahseder misiniz?
Mermer kompakt bir malzemedir, ondan mükemmellik yaratabilirsiniz. Ancak sanat hayatımın belli bir noktasında kusurlu malzemeler kullanma ihtiyacım doğdu. Kullandığımız malzeme esas itibariyle kuralları belirler. Ortaya çıkan eser, benimle kullandığım malzemenin tarihi, jeolojik yapısı arasındaki ortak çalışmanın sonucudur. Bütün bu özellikler eserin bir parçası haline gelir; sadece resmi bir parça olarak değil, aynı zamanda anlatı olarak da. Örneğin, damla damla birleşip yüz milyonlarca yıl da bir blok oluşturan bir sarkıt ve bir dikiti kullanıyorum. O bloktan bir sanat eseri yaparak o birleşimin hikayesini şekillendiriyorum. Beni büyüleyen de bu
Eserlerinizde bir eksiklik, tamamlanmayış ve kusur duygusu var. Vermek istediğiniz mesajı bizimle paylaşır mısınız?
En önemli amacım kendimi kusurla karşılaştırmak, taş üzerindeki bir kusuru bitmiş sanat eserinde bir değere dönüştürebilmek.
Yapmaktan en keyif aldığınız sizi en çok heyecanlandıran projelerinizden bahseder misiniz?
Sanat yolumda bir gelişmeyi ve büyümeyi temsil eden bazı sanat eserleri ile bağım var. Elbette bunlardan biri, heykel tekniğimi binaların mimari tasarımıyla bütünleştirdiğim Meksika’daki bir konut kompleksi için gerçekleştirdiğim bir dizi anıtsal heykel. Bir diğeri de Michelangelo’nun Versilia Dağları’ndaki mermer keşfinin 500. yıldönümünü kutlamak üzere Forte dei Marmi köyü için gerçekleştirdiğim anıtsal bir heykel; Yaşadığım yer burası. Ardından Venedik’teki St. Regis suites’in iç mekanlarını döşemek için gerçekleştirdiğim bir dizi heykel (neredeyse 100). Son olarak, beni çok temsil eden iki malzemenin keşfiyle bağlantılı iki sanat eseri yapımı: Bunlardan biri calcare grottoso adı verilen özel bir kireçtaşı, yaşadığım yerde bulduğum ve dünyada hiç kimsenin heykel yapmadığı doğal ve kusurlu bir taş. Diğeri ise bulması ve çalışması çok zor bir malzeme olan beyaz Meksika oniksidir; Bu iki taşla koleksiyonumun en güzel sanat eserlerini yarattım. İkisi de benim özel koleksiyonumda bulunmaktadır.
Sergiler ve Ödüller:
2014 yılında küratörlüğünü Philippe Daverio’nun yaptığı Henraux Vakfı Uluslararası Heykel Ödülü’nün kazananları arasında yer alan Massmiliano Peletti’ninçağdaş sanatla ilgili dergilerde çeşitli makaleleri yayınladı. Çalışmaları Cenova’daki Villa Croce ve Sant’Agostino, Pisa’daki San Zeno Manastırı, Mabet gibi çeşitli müzelerde ve halka açık alanlarda sergilendi. Roma’da Hadrian, Napoli’de Castel Sant’Elmo, Roma’da Sapienza Üniversitesi, Prato’da Luigi Pecci Çağdaş Sanat Müzesi, Como’da Museo Civico Paolo Giovio, Palermo’da Palazzo RISO Museo d’Arte Contemporanea della Sicilia ve Bologna Yahudi Müzesi. 2017, Pietrasanta’daki Galleria Barbara Paci’de düzenlenen “Sacra Privata” kişisel sergisine ev sahipliği yaptı. Küratörlüğünü Flavio Arensi’nin yaptığı sergi sayesinde sanat eleştirmenlerinden ve çağdaş sanat dergilerinden övgü topladı.
Pelletti, sanat hayatı boyunca Ancona’daki Mole Vanvitelliana’da (küratörlüğünü Flavio Arensi’nin yaptığı) “Ecce Homo da Marino Marini a Mimmo Paladino – La scultura di figura in Italia” gibi önemli sergilere katıldı; Görsel sanatlar ve müzik arasındaki bağlantı üzerine bir sergi olan “L’ımmagine del suono” (küratörlüğünü Alessandro Romanini); Maremma Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde (MAAM) “Sonsuza Kadar Asla Gelmez” ve 2018’de “Il passo sospeso. Lucca’daki Fondazione Raggianti’de “Esplorazioni del limite” (küratörlüğünü Alessandro Romanini). 2017’den bu yana Amerika Birleşik Devletleri’nde “SCOPE Miami”, “SCOPE New York” ve “ART MİAMİ”, İsviçre’nin Lugano kentinde düzenlenen Güney Afrika sanat fuarı “Investec Cape Town Sanat Fuarı” ve “Wopart” dahil olmak üzere birçok prestijli çağdaş sanat fuarında yer aldı.
2019 yılında İtalyan markası Roberto Cavalli ve Meksika yarımadası topluluğu Peletti’den Meksika’nın Acapulco kentinde yapılacak olan yeni bir kentsel proje için beyaz Carrara mermerinden 5 metre yüksekliğinde anıtsal bir eser yapmasını istedi. 2018 yılında da ana arterlerden birine yerleştirilen anıtsal bir mermer heykel yaparak prestijli bir kamu görevi yapmış oldu.
2020’de Catanzaro MARCA’da ‘Geçmişi Dört gözle Beklerken’ isimli kişisel sergisinin, 2021’de ise Şanghay Zhejiang Sanat Müzesi’nde “Hüzün Bakışı” adlı sergisinin açılışlarını yaptı. Gezici sergisi Wuhan Sanat Müzesi, Guangdong Sanat Müzesi gibi önemli Çin müzelerinde sergilenmektedir. Aralık 2021’de Rovereto’da fikir babasının Vittorio Sgarbi olduğu ve küratörlüğünü Beatrice Avanzi ve Denis Isaia’nın yaptığı “Canova. Tra innocenza e peccato” sergisinin açılışını yaptı.




















