Yüksek maliyetler ve düşük kur baskısı altında rekabet gücünü korumaya çalışan ihracatçı, döviz dönüşüm desteğinde de beklediği iyileştirmeyi bulamadı. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, desteğin artırılmasını beklerken birçok ihracatçı için fiilî katkının yüzde 1 seviyelerine gerilediğini belirterek düzenlemenin yeniden ele alınmasını istedi.
İhracat rakamlarının arkasında her gün yeniden yapılan bir hesap var: Bu sipariş, üretim maliyetini karşılayacak mı? İşçilikten enerjiye, finansmandan nakliyeye kadar giderleri yükselen üretici, aynı artışı yurt dışındaki müşterisine kabul ettiremediğinde aradaki farkı kendi kârından karşılıyor. Maliyetler ile döviz geliri arasındaki makas açıldıkça, ihracat yapmak ile ihracattan kazanç sağlamak arasındaki mesafe de büyüyor.
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk’ün son açıklaması, bu sıkışmışlığı yeniden gündeme taşıdı. Yüksek faiz, yüksek enflasyon ve düşük döviz kurunun ihracatçıyı zorladığını belirten Öztürk, döviz gelirlerindeki artışın miktar bazında aynı karşılığı bulmadığına dikkat çekti. Açıklamasının verdiği mesaj açık: İhracat tutarındaki yükseliş, üreticinin rahatladığı şeklinde okunmamalı.
Destek artışı beklenirken fiilî katkı tartışılıyor
İhracatçının tepkisinin merkezinde döviz dönüşüm desteği bulunuyor. Öztürk, yüzde 3 olarak uygulanan desteğin yükseltilmesi beklenirken, yeni koşullarla birlikte çoğu ihracatçının yararlandığı desteğin yüzde 1 seviyelerine gerilediğini ifade ediyor ve bu durumun hızla düzeltilmesini istiyor.
Burada önemli bir ayrım var: Resmî destek oranı genel olarak yüzde 1’e indirilmiş değil. Tartışma, yeni koşullar ve limitler nedeniyle ihracatçının toplam döviz geliri üzerinden elde edebildiği fiilî katkının azalması üzerinde yoğunlaşıyor.
Merkez Bankasının 1 Ekim 2026’da yürürlüğe giren düzenlemesi, bir ay boyunca döviz almama taahhüdünü kaldırırken döviz pozisyonuna ilişkin bir koşul getirdi. Ayrıca destek kapsamında satılabilecek yıllık döviz tutarı, faaliyet kârı ile işgücü maliyetinin toplamından oluşan katma değere bağlandı. Merkez Bankası bu değişikliklerle desteği üretim ve istihdam yoluyla daha fazla katma değer oluşturan firmalara yönlendirmeyi amaçladığını belirtiyor.
Ancak açıklanan amaç ile ihracatçının sahada hissettiği sonuç arasındaki fark, düzenlemenin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Bir desteğin başarısı, üreticinin hesabına ne kadar katkı sağladığıyla, hangi koşullarda erişilebildiğiyle ve siparişin devamına ne ölçüde yardımcı olduğuyla anlaşılır.
Düşük kurun yükü fabrikanın içinde birikiyor
Kurun maliyet artışlarının gerisinde kaldığı koşullarda ihracatçı zor bir tercihle karşı karşıya kalıyor. Fiyatını yükseltirse müşterisini kaybetme riskiyle, aynı fiyatı korursa kârlılığının erimesiyle yüzleşiyor. Siparişi sürdürebilmek için verilen her taviz, bir sonraki yatırımın, makine yenilemesinin veya işletme sermayesinin kaynağını daraltabiliyor.
Bu baskı, doğal taş gibi üretimin ocaktan fabrikaya, işlemeden sevkiyata uzandığı sektörler açısından da önem taşıyor. Yurt dışına verilen teklifin arkasında uzun bir üretim zinciri bulunuyor. Satış fiyatı üzerinde uluslararası rekabet belirleyici olurken, işletmenin giderlerini aynı ölçüde kontrol edebilmesi her zaman mümkün olmuyor.
Üstelik kaybedilen bir müşterinin geri kazanılması, kur veya destek koşulları düzeldiğinde kendiliğinden gerçekleşmiyor. Başka bir tedarikçiyle çalışmaya başlayan alıcıyı yeniden kazanmak zaman, emek ve yeni maliyetler gerektiriyor. Bu nedenle bugünkü rekabet kaybı, gelecek yılların ihracat kapasitesini de etkileyebilir.
İhracatçının beklediği, üretimi sürdürebileceği koşullar
Döviz dönüşüm desteğinin her sorunu tek başına çözmesi beklenemez. Ancak maliyet ve kur baskısı altında çalışan bir işletme için erişilebilir ve öngörülebilir bir desteğin değeri büyüktür. İyileştirme beklentisinin karşılanmaması, üreticinin geleceğe ilişkin hesabını daha da zorlaştırır.
Öztürk’ün çağrısı bu nedenle ihracat politikalarının merkezine üreticinin gerçek koşullarını yerleştirme ihtiyacını hatırlatıyor. İhracat değerlendirilirken satış tutarının yanında üretim miktarına, kârlılığa, istihdama ve işletmelerin yeni siparişleri finanse etme gücüne de bakılmalı.
Türkiye’ye döviz kazandıran işletmelerin sesine kulak vermek gerekiyor. Maliyetler yükselirken kur baskısını taşıyan, dış pazarda müşterisini korumaya çalışan ihracatçı, beklediği desteğin işletmesinde somut karşılığını görmek istiyor.
İhracatı büyütmenin yolu, ihracat yapan işletmenin ayakta kalmasını sağlamaktan geçiyor.





