Marmomac 2026’da beş isim “Master of Stone” ilan edildi. Ancak Verona’daki tören sıradan bir ödül seremonisi değildi. Flavio Marabelli, Joe Panzera, Jim Hieb, Grazia Signori ve Domenico Tommasi’nin hikâyeleri; sanayiden bilime, uluslararası örgütlenmeden taş ocağına uzanan beş farklı yolu aynı noktada buluşturdu. Çünkü doğal taş sektörünün geleceği yalnızca yeni makineler ve teknolojilerle değil, yüzyıllardır aktarılan bilgiyle de şekilleniyor.
Doğal taş sektöründe geleceği konuşurken kelimeler hızla değişiyor. Yapay zekâ, robotik sistemler, dijital fabrikasyon, otomasyon, sürdürülebilirlik… Marmomac 2026’nın salonlarında bütün bunların izlerini görmek mümkündü. Fakat Verona’da bir tören vardı ki geleceğe bakmak için önce geçmişe döndü.
Beş yeni Master of Stone, The Bedrock Forum’da düzenlenen törende yüzlerce yıllık bir ritüeli yeniden yaşattı. Her biri çekiç ve keskiyle Lessinia’nın tarihi taş kabartmasına vurdu; ardından Cangrande della Scala armasını taşıyan Verona Red mermer küpü, rozet, lonca plaketi ve diplomalarını aldı.
Bir tarafta 2026’nın dijital taş endüstrisi vardı. Diğer tarafta bir çekiç, bir keski ve taş. Aradaki mesafe ise 707 yıldı.
1319’DA BAŞLAYAN HİKÂYE
Master of Stone geleneğinin kökleri 1319 Verona’sına uzanıyor. Cangrande I della Scala döneminde kurulan Ancient Free Corporation of Stone Arts, Lessinia, Valpolicella ve Valpantena’dan çıkarılan taşlarla çalışan taş ustalarını, ocakçıları, sanatçıları ve zanaatkârları aynı yapı altında topluyordu. Gelenek, Sant’Ambrogio di Valpolicella’dan mermer sektörü profesyonelleri ve girişimciler tarafından 1980’de yeniden hayata geçirildi. Bugün unvan, çalışmalarıyla doğal taş sektörüne değer katan isimlere veriliyor.
Bu nedenle Master of Stone’u yalnızca bir “başarı ödülü” olarak okumak eksik kalır. Burada ödüllendirilen şey aslında bilginin sürekliliği. Taşı nereden çıkaracağını bilmek, damarını okumak, nasıl işleyeceğini öğrenmek, hangi teknolojiyi kullanacağını anlamak, malzemeyi bilimsel olarak tanımak ve bütün bu bilgiyi sonraki kuşağa aktarabilmek… Doğal taşın görünmeyen mirası tam da burada yatıyor.
BEŞ İSİM, BEŞ AYRI TAŞ YOLU
2026’nın beş yeni Master of Stone’u aynı mesleği yapan beş insan değil. Tam tersine, doğal taş sektörünün ne kadar geniş bir bilgi dünyasına dönüştüğünü gösteren beş farklı profil.
Flavio Marabelli, İtalyan doğal taş endüstrisinin uluslararası temsilinde uzun yıllardır etkili isimlerden biri. Confindustria Marmomacchine’nin 2000–2010 yılları arasında başkanlığını yaptı; bugün kuruluşun onursal başkanı olarak kurumsal ilişkiler ve uluslararası pazarlar konusundaki deneyimini sektörle paylaşmaya devam ediyor. Stone Times okurları Marabelli’yi daha önce gerçekleştirdiğimiz röportajdan da tanıyor. Marmomac 2026’da aldığı Master of Stone unvanı, bu kez onun fikirlerinin yanında sektöre bıraktığı uzun dönemli izi de gündeme taşıdı.
Joe Panzera ise hikâyeyi Atlantik’in öteki tarafına taşıyor. CIOT’un başındaki Panzera, İtalya’dan Kanada’ya uzanan yaşamında doğal taş kültürünün Kuzey Amerika’da gelişmesine katkıda bulundu. Marmomac’ın açıklamasına göre 1967’den itibaren Montréal merkezli şirketin büyümesini desteklerken, henüz gelişiminin erken dönemindeki Kanada pazarının mermerle buluşmasında rol oynadı.
Jim Hieb, sektörün örgütlenme tarafını temsil ediyor. Natural Stone Institute CEO’su olarak ABD ve uluslararası doğal taş dünyasında yirmi yılı aşkın süredir çalışan Hieb’in döneminde eğitim, iş güvenliği, profesyonel standartlar ve doğal taşın tanıtımı konularındaki çalışmalar güçlendi.
Grazia Signori ile hikâye laboratuvara giriyor. European Geologist olan Signori, araştırma, teknik çalışma ve eğitimi bir araya getiren kariyerinde 4.000’den fazla dekoratif taş numunesini inceledi, 50’nin üzerinde bilimsel yayına imza attı ve Marmomac kapsamındaki eğitimler dahil yaklaşık 3.600 saat ders verdi.
Ve sonra Domenico Tommasi geliyor. Onun hikâyesi diğerlerinden farklı.
1963’TEN BERİ OCAKTA
Domenico Tommasi taş ocağında çalışmaya 1963 yılında başladı. Üç yıl sonra Sant’Anna d’Alfaedo’daki Guaite ocağında kendi işini kurdu ve Lessinia taşının çıkarılmasına yöneldi. Fakat hikâyenin belki de en güzel bölümü 1990’ların başında başlıyor.
Tommasi, Lessinia, Valpolicella ve Valpantena’daki tarihi yapıların yıkımlarından çıkan eski taş elemanları toplamaya başladı. Amaç yalnızca eski taşı yeniden kullanmak değildi. El işçiliği taşıyan parçaları ve geldikleri yerlerin hafızasını korumaktı. Bugün bu işi oğullarıyla birlikte sürdürüyor.
Taş yeniden kullanılıyor ama aslında aktarılan şey taş değil; hafıza.
USTALIK MAKİNEYE YÜKLENEBİLİR Mİ?
Marmomac 2026’nın başka salonlarında makineler taşı tarıyor, sensörler üretimi izliyor, algoritmalar kesim seçeneklerini hesaplıyor ve robotlar taşı işliyordu. Bu nedenle Master of Stone töreni tam da bugün ayrı bir anlam kazanıyor.
Teknoloji geliştikçe sektörün insan bilgisinden uzaklaşacağı düşünülebilir. Oysa doğal taş gibi milyonlarca yılda oluşmuş, her bloğu birbirinden farklı bir malzemede tecrübenin tamamen ortadan kalkması pek mümkün görünmüyor. Bir algoritma damar yönünü analiz edebilir. Bir sensör mikro çatlağı algılayabilir. Bir robot kusursuz bir kesim yapabilir. Ama taşın yüzyıllar boyunca oluşturduğu meslek kültürünü bir yazılıma yüklemek çok daha zor.
Belki geleceğin asıl meselesi insan ile makine arasında seçim yapmak değil, ustanın bilgisini teknolojiyle birlikte yaşatabilmek olacak.
USTALIK ARTIK TEK BİR ŞEY DEĞİL
Beş Master’ın profilleri başka bir değişimi daha gösteriyor. Bir zamanlar “taş ustası” denildiğinde akla taşı eliyle işleyen insan gelirdi. Bugün aynı sektörün ustaları arasında bir sanayi temsilcisi, uluslararası bir şirket yöneticisi, bir sektör örgütünün CEO’su, bir jeolog ve hayatını ocakta geçirmiş bir taşçı yan yana durabiliyor.
Bu tesadüf değil. Doğal taş endüstrisi artık yalnızca çıkarma ve işleme bilgisiyle yürüyen bir sektör değil. Jeoloji, mühendislik, mimarlık, tasarım, teknoloji, eğitim, uluslararası ticaret ve sürdürülebilirlik aynı zincirin parçaları. Dolayısıyla ustalığın tanımı da genişliyor.
707 YIL SONRA AYNI SES
Belki törenin en güçlü görüntüsü beş Master’ın aldığı diploma veya mermer küp değildi. Çekicin taşa vurduğu andı.
1319’da Verona’da bir taş ustasının elindeki aletle 2026’da dünyanın en büyük doğal taş buluşmalarından birinde kullanılan alet arasında neredeyse hiçbir fark yok. Çevresindeki dünya ise tamamen değişti. Bugün taş bilgisayar ortamında modelleniyor, CNC makinelerinde şekillendiriliyor, waterjet ile kesiliyor, robotlarla monte ediliyor ve yapay zekâyla analiz ediliyor. Ama tören başladığında bütün teknoloji geri çekiliyor. Ortada yine insan, çekiç ve taş kalıyor.
GELECEK, HAFIZASINI KAYBEDERSE
Veronafiere Başkanı Federico Bricolo’nun törende vurguladığı düşünce bu nedenle önemliydi: Marmomac salonlarında görülen işlenmiş taştan teknolojiye ve tasarıma kadar her şeyin arkasında önce insanlar var; doğal taşın geleceği de zaman içinde edinilmiş bilgiyi yeni kuşaklara aktarmadan kurulamaz.
Belki Master of Stone geleneğinin 707 yıl sonra hâlâ anlam taşımasının nedeni de bu. Sektörün geleceğini konuşurken sürekli daha hızlı makinelere, daha akıllı fabrikalara ve yeni pazarlara bakıyoruz. Bunların hepsi gerekli. Ama bir sektör geleceğe yalnızca teknoloji taşımaz. Hafıza da taşır.
Ve Verona’da 2026 yılında çekiç bir kez daha taşa vurduğunda çıkan ses belki geçmişten değil, geleceğe doğru geliyordu.
Kaynak: Marmomac 2026 – Master of Stone resmi basın materyali. Stone Times editoryal çalışması.







