Marmomac 2026’da fuar alanının sınırları ortadan kalktı. 18 eser Verona’nın meydanlarına, avlularına ve tarihi mekânlarına yayıldı; doğal taş stantlardan çıkıp şehrin gündelik hayatına karıştı. Ortaya yalnızca bir açık hava sergisi değil, fuarcılığın geleceğine ilişkin güçlü bir fikir çıktı: İnsanları fuara getirmek yetmez; bazen fuarı insanların arasına götürmek gerekir.
Fuarların sınırları genellikle bellidir. Turnikeden girilir, salonlar dolaşılır, stantlar ziyaret edilir ve günün sonunda kapıdan çıkıldığında fuar geride kalır. Verona’da öyle olmadı.
Marmomac 2026, doğal taşı Veronafiere’nin salonlarından çıkararak şehrin içine taşıdı. Marmomac and the City kapsamında İtalyan ve uluslararası sanatçı ve tasarımcıların 18 eseri Verona’nın farklı noktalarına yerleştirildi. Ross Lovegrove’dan Elena Salmistraro’ya, Fabio Novembre’den Raffaello Galiotto’ya, Nicolas Bertoux’dan Michel Boucquillon’a uzanan isimlerle şehir, doğal taşın çağdaş yorumlarının sergilendiği dev bir açık hava galerisine dönüştü.
Fakat Stone Times açısından burada asıl ilginç olan 18 eser değil, 19’uncu eserdi: Verona’nın kendisi.
VERONA SADECE EV SAHİBİ DEĞİL
Bir fuarın başarısı genellikle katılımcı sayısı, ziyaretçi sayısı, metrekare veya yapılan iş bağlantılarıyla ölçülür. Bunların hepsi önemli. Fakat Marmomac’ın Verona ile kurduğu ilişki başka bir ölçüyü daha gündeme getiriyor: Bir fuar düzenlendiği şehrin ne kadar parçası olabilir?
Marmomac’ın tarihsel kökleri zaten Verona ve çevresinin taş kültürüyle iç içe. Marmomac and the City ise bu ilişkiyi görünür hale getiriyor. Verona artık Marmomac’ın yalnızca adresi değil; organizasyonun sahnelerinden biri.
Bu durum doğal taş açısından ayrıca anlamlı. Çünkü taş zaten şehirlerin hafızasını oluşturan malzemelerden biri. Meydanlarda, merdivenlerde, cephelerde, heykellerde ve tarihi yapılarda yüzyıllardır var. Şimdi çağdaş tasarımcıların eserleri aynı tarihi dokuya yerleştiğinde geçmiş ile gelecek yan yana geliyor. Bir tarafta yüzyıllardır yaşayan taş, diğer tarafta taşın yarın ne olabileceğini araştıran tasarım.
FUARCILIK DERSİ: FUARI ŞEHRE TAŞIMAK
Burada Marmomac’ın yaptığı şey aslında son derece basit görünüyor: Sergiyi fuar alanının dışına çıkarmak. Ama sonuç hiç de basit değil.
Fuar salonunda doğal taşı görenlerin büyük bölümü sektör profesyonelleri. Verona’nın sokaklarında aynı eserle karşılaşan kişi ise bir turist, öğrenci, çocuk, mağaza çalışanı veya o sokaktan her sabah geçen bir Veronalı olabilir. Belki doğal taş satın almayacak. Belki hayatında bir taş ocağı görmeyecek. Belki Marmomac’ın ne olduğunu bile bilmiyor. Ama taşla karşılaşacak.
İşte burada fuarcılık başka bir şeye dönüşüyor. Ürün sergilemenin ötesine geçerek kültürel temas yaratıyor. Marmomac’ın verdiği ders belki de tam olarak bu: İnsanları fuara getirmek kadar, fuarı insanların hayatına götürmek de mümkün.
TAŞ ARTIK STANTTA DEĞİL, HAYATIN İÇİNDE
Bir fuar standında doğal taş çoğunlukla ürün olarak değerlendirilir. Rengine, yüzeyine, ölçüsüne, fiyatına ve kullanım alanına bakılır. Aynı malzeme bir meydanın ortasına yerleştirildiğinde ise bütün bu ticari tanımlar geri çekilir. İnsan eserin çevresinde dolaşır, ona dokunur, fotoğrafını çeker veya yalnızca birkaç saniye bakıp yoluna devam eder. Fakat artık taşla bir ilişki kurulmuştur.
Doğal taş sektörünün yıllardır cevap aradığı en önemli sorulardan biri de bu değil mi? Taşı mimarların, ithalatçıların, üreticilerin ve sektör profesyonellerinin dünyasından çıkarıp yeni kuşaklara nasıl anlatacağız? Verona’nın cevabı oldukça yalın: Anlatma. Göster.
BİR MERMER ARTIĞI NEYE DÖNÜŞEBİLİR?
Bu yaklaşımın en güzel örneklerinden biri Fabio Novembre’nin Rough adlı çalışması. Farklı şekil, kalınlık ve renklerdeki mermer plaka artıkları bir araya getiriliyor; ortaya çıkan yeni kütle frezelenerek ergonomik bir hacme dönüştürülüyor. Normal üretim mantığında ikinci planda kalabilecek parçalar burada saklanmıyor, tam tersine tasarımın karakterini oluşturuyor.
Bu nedenle Rough yalnızca geri dönüşüm üzerine bir çalışma olarak okunmamalı. Çok daha ilginç bir soru soruyor: Bir taş parçasının “atık” olduğuna kim karar veriyor? Belki de bazı malzemeler değersiz değildir. Onlara henüz ikinci bir fikir verilmemiştir.
Ve doğal taş sektörünün sürdürülebilirlik tartışmasında geleceğin en önemli tasarım alanlarından biri tam burada olabilir: Taştan geriye ne kaldığı değil, geriye kalanla ne yapılabileceği.
TAŞIN HİKÂYESİNİ SEKTÖRÜN DIŞINA TAŞIMAK
Doğal taş endüstrisi çoğu zaman kendi dünyasının içinde konuşuyor. Ocak sahibi fabrikacıyla, fabrikacı ihracatçıyla, ihracatçı ithalatçıyla, makine üreticisi taş üreticisiyle buluşuyor. Fuarlar da doğal olarak bu profesyonel ağın en güçlü buluşma noktaları. Fakat taşın geleceği yalnızca bu çevrenin elinde değil.
Taşı satın almayan ama taşla yaşayan milyarlarca insan var. Bir meydandan geçen çocuk, tarihi bir binaya giren ziyaretçi, taş bir bankta oturan yaşlı adam, bir heykelin önünde fotoğraf çeken turist… Bunların hiçbiri sektörün ticari zincirinde görünmeyebilir. Ama doğal taşın kültürel değerinin devamı tam olarak onların malzemeyle kurduğu ilişkiye bağlı.
Bu nedenle Marmomac and the City basit bir yan etkinlikten daha fazlasını söylüyor. Taşın hikâyesini sektör kendi içinde anlatmaya devam ederse, onu hep aynı insanlar dinler.
FUAR BİTTİ, MARMOMAC BİTMEDİ
Burada projenin başka bir akıllı tarafı ortaya çıkıyor. Bir fuarın en büyük handikaplarından biri geçici olmasıdır. Aylarca hazırlanan stantlar birkaç gün içinde kurulur, binlerce insan gelir ve organizasyon bittiğinde her şey sökülür.
Marmomac and the City bu takvimin dışına çıkıyor. Eserlerin 11 Ekim’e kadar Verona’nın farklı noktalarında görülebilmesi, Marmomac’ın şehirdeki varlığını fuar günlerinin ötesine taşıyor. Fuar bitiyor ama hikâye devam ediyor.
Bu model yalnızca Marmomac açısından değil, dünyadaki diğer doğal taş fuarları açısından da üzerinde düşünülmesi gereken bir örnek. Salonların içinde milyonlarca yıllık olağanüstü malzemeler, tasarımlar ve teknolojiler sergilenirken birkaç yüz metre ötede yaşayan şehir halkının bunların hiçbirini görmemesi aslında sektör açısından büyük bir kayıp. Verona bu duvarı kırıyor.
TÜM ŞEHİR MARMOMAC
Doğal taşın diğer birçok malzemeden önemli bir farkı var: Onu görmek için aslında bir fuara gitmek gerekmiyor. Roma’nın meydanlarında, İstanbul’un yapılarında, Atina’nın tapınaklarında, Paris’in cephelerinde ve Verona’nın sokaklarında taş zaten binlerce yıldır sergileniyor.
Bu yüzden Marmomac and the City projesinin altında çok daha güçlü bir düşünce yatıyor: Doğal taşın en büyük sergi salonu hiçbir zaman fuar salonları değildi. Şehirlerdi.
Marmomac 2026’da yapılan şey belki de taşı şehre götürmekten çok, bize bunu yeniden hatırlatmaktı. Bir fuarın şehrini yalnızca otelleri dolduran, restoranlarına müşteri taşıyan ve taksilerini çalıştıran bir ekonomik alan olarak görmesi gerekmiyor. Şehir fuarın hikâyesine katılabilir; meydanları sergi alanına, sokakları ziyaretçi rotasına, tarihi dokusu ise anlatının bir parçasına dönüşebilir.
İşte Verona’nın verdiği fuarcılık dersi burada başlıyor. İnsanlara doğal taşın ne kadar dayanıklı olduğunu anlatmak yerine yüzyıllardır ayakta duran taşların arasından yürütüyor. Güzel olduğunu söylemek yerine dokunabilecekleri bir eser bırakıyor. Sürdürülebilirliğini yalnızca rakamlarla anlatmak yerine geçmişten bugüne yaşamaya devam eden bir malzemeyi çağdaş tasarımla yan yana getiriyor.
Ve sonunda Marmomac’ın nerede başlayıp Verona’nın nerede bittiğini ayırmak zorlaşıyor.
Fuar alanında Marmomac vardı. Meydanlarda Marmomac vardı. Sanatta Marmomac vardı. Tasarımda Marmomac vardı. Ve 2026’da birkaç günlüğüne gerçekten de: TÜM ŞEHİR MARMOMAC’TI.
Kaynak: Marmomac 2026 – Marmomac and the City basın materyalleri. Stone Times editoryal çalışması.



















