Mermere sevdalı bir İç Mimar: Merve Jale Doğan
Bu sayımızın tasarımcı konuğu iç mimar Jale Doğan. Kendisiyle profesyonel hayatından, doğal taş ile tanışma hikayesinden ve projelerinden konuştuk.
-Sevgili Jale Doğan öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Merhabalar. Ben Merve Jale Doğan. 1995 Çorum doğumluyum. Çorum Anadolu Lisesinden sonra Selçuk Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümünden mezun oldum. Henüz öğrenciyken pek çok projenin tasarım ve uygulama aşamasında çalışmaya başladım. 2019 yılından bu yana ise mesleğime profesyonel seviye de devam ediyorum.
-Doğal taş ile tanışma hikayenizi merak ediyorum. Sizin için doğal taş ya da mermer ne ifade ediyor?
Doğal taş ile ilk tanışmam öğrencilik yıllarında bir spa projesi üzerinde çalışırken oldu. Islak hacimlerde mermer kullanmıştım ve bu proje için mermer seçerken doğal taş dünyasına ilk adımımı atmış oldum. Çok etkili bir adımmış ki hala o dünyanın bir parçasıyım. Projelerimde müşterilerimin de fikir ve istekleri doğrultusunda sık sık değişik mermer türlerine yer veriyorum.
Ülkemiz; Dünya mermer rezervinin yaklaşık %40ına sahip, bu zenginlik ve güzellik, doğanın ülkemize en güzel armağanlarından biri ayrıca da önemli bir milli servet. Çok kıymetli bir kaynak olan bu malzemeler profesyonel ellerde hak ettiği gibi değerlendirilmeli ve kıymetine kıymet katılmalıdır. Benim için çalıştığım proje de mermer kullanmak yüzyılları, bazen bin yılları yani tarihin tüm izlerini projeye entegre etmek demektir.
-Mermer sektörü ile tanışmanız hangi kanal sayesinde gerçekleşti
Üniversite yıllarımızda hocalarımızın bize en büyük öğüdü bir malzeme konusunda uzmanlaşmamız yönündeydi. Ben de imalat detaylarına hakim olmanın ve bir malzeme üzerinde uzmanlaşmanın meslek hayatımda çok yardımı olacağını düşünerek bu öğüdü dikkate aldım, iyi ki de öyle yapmışım. Benim o yıllardaki seçimim mermer olmuştu. Hem mermerlerin çabasız güzelliği, sadece mekânda bulunmasının bile kullanıcıya çok şey anlatması hem de Türkiye’de rezerv ve çeşitliliğin bol olması bu kararı vermeme neden oldu. Böylece Bursa’da bulunan Limra Mermer fabrikası ile çalışmaya başladım. Burada, geniş makine parkuru sayesinde, mermere her türlü şekli vermeye, tüm imalat detaylarını öğrenmeye, üretimde tasarımda ve montajda bilinmesi gereken tüm önemli noktalar konusunda uzmanlaşmaya başladım ve hala bu konuda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.
-Mermerin, çalışırken haz aldığınız özellikleri ve sizin için zorlayıcı yönleri nelerdir?
Mermerin bence en güzel yanı; doğanın, zamanın sırrını içinde saklaması ve yaşadığımız alanlarda bu sakladığı güzelliği bizimle paylaşması diyebiliriz. Benim için en olumlu özelliği budur. Olumsuz yanı ise mermerin güzel olduğu kadar zor bir malzeme olmasıdır. Zordan kastım imalat ve üretim detayları, taşın cinsine göre hareket etmek, taştan rol çalmadan tasarımlar yapmak, taşı ziyan etmeden kullanmak gibi pek çok ince detay üzerinde çalışma gerekliliğidir. Tüm bunlar da profesyonellik ve tecrübe gerektirmektedir.
-Mermerle birlikte kullanmaktan hoşlandığınız diğer mimari ögeler hangileridir?
Mermer gibi doğanın bir parçası olan ahşabı mermerle birlikte kullanmaktan çok hoşlanıyorum. İki doğal malzemenin uyumunu beğeniyorum. Bazen de projelerimde vurgu yapmak, küçük dokunuşlar eklemek istediğim alanlar olduğunda pirinç kullandığım oluyor. Bunların yanı sıra brüt beton, cam, LED aydınlatmalar da tasarımlarımda mermerle birlikte kullandığım diğer malzemeler.
-Projelerinizde kullanmayı özellikle tercih ettiğiniz mermer türleri hangileridir? Neden?
Mermerlerin tamamı birbirinden güzel ve karakteristik diyebiliriz. Çoğu zaman seçimlerimi içinde bulunduğum projenin yapısı ve izlediği yol belirliyor. Ancak genel olarak oluşumunu tamamlamış, homojenliği yüksek taşları tercih ettiğimi söyleyebilirim. Zaman zaman da projelerde desen takibi ve bookmach uygulamalarına yer verdiğim oluyor. Genelde Türkiye’de rezervi olan taşları kullanmayı tercih ediyorum.
-Malzeme seçimi konusundaki kriterleriniz nelerdir?
Bu kriterler kullanılacak olan alana göre değişebiliyor; Örnek vermek gerekirse dış cephe projelerinde uzun ömürlü olması ve kolay şekil alması nedeniyle Limestone ve traverten kullanmayı tercih edebiliyorum. İç mekânlarda; duvar kaplamaları ve tv ünitesi gibi tasarımlarda ise daha çok desen takibi olan ya da bookmach veren taşlar ilk tercihim oluyor. Sehpa ve masa gibi donatılarda ise damarlı ve desenli parçalar kullanmayı tercih ederim Döşemelere de örnek vermek gerekirse Victory bej diyebilirim. Hem ülkemizde rezervinin yüksek olması hem de yormayan dingin bir görüntüsünün olması sebebiyle. Tabi bunlar müşteri istekleri doğrultusunda şekillenen kriterler, yukarda saymış olduklarım müşterilerime sunduğum ilk seçenekler oluyor.
-Sizi en çok heyecanlandıran içinde bulunmaktan en mutlu olduğunuz projelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Mermer konusunda beni en çok heyecanlandıran proje Burdur’da bulunan Antalya Mermer firmasının ofis binasıdır. Yapının zemin katı firmanın ocağından çıkarılan taşların kullanıcılara sergilendiği bir alan ile başlar. Birinci ve ikinci katı çalışanlar için ofis ve son kat firma kurucuları için tasarlanmış mahaller ile sonlanır. Zemin katta bulunan bu sergi alanı için ilk düşüncem sıradan bir sergi alanı görüntüsünün önüne geçmek ve kullanıcılara mermeri sadece lineer formlarda hayatımızın bir parçası olduğu düşüncesini yıkmaktı. Bunun için organik formlarda bir çalışma yaptım ve sadece bir mermer sergi alanı görüntüsünden sıyrılıp sanat galerisi atmosferinde de bir yapı oluşturmayı hedefledim. Evet, mermer hayatımızda sadece dümdüz kaplamalar olarak yer etmiyor. Günümüz teknolojisi oval formalarda da mermeri işlememize olanak veriyor kaldı ki sadece günümüz teknolojisi değil, bu toprakların tarihi eserlerinin izlerine baktığımızda atalarımızın mermeri en güzel şekilde nasıl değerlendirmeye çalıştığını ve kimliğini doğal taşlar ile nasıl başarılı bir şekilde ifade ettiğini görebiliriz. Ben de bu yaşanmışlığı ve zamanı sergi alanında olabildiğince göstermeye çalıştım. Umarım başarılı olmuşumdur.





























