Luca Donatoni:
Gerçek inovasyon karmaşıklık değil, akıllı sadeleşmedir
Makine mimarisi, yazılım, otomasyon kültürü ve veri yönetimi… Donatoni, küresel rekabette fark yaratan yeni sanayi yaklaşımını ve Ar-Ge önceliklerini Stone Times okurlarıyla paylaştı.
Röportaj: Ersin BOZKURT
Küresel doğal taş ve ileri işleme teknolojileri endüstrisi, bugün yalnızca yeni makinelerle değil; yazılım, veri, otomasyon ve yapay zekâ temelli bütünleşik üretim modelleriyle yeniden şekilleniyor. Rekabet gücünü belirleyen temel unsur artık tekil ekipman yatırımları değil, tüm üretim zincirini kapsayan dijital ekosistemler haline geliyor.
Bu röportajda Luca Donatoni, Donatoni’nin teknoloji vizyonunu, yapay zekânın üretim süreçlerine etkisini, geleceğin fabrikasında dijital altyapının rolünü ve küresel müşterilerde gözlenen zihniyet dönüşümünü Stone Times okurlarıyla paylaşıyor. Röportajın Türkiye bölümünde ise Türk doğal taş endüstrisinin dijital dönüşüm sürecinde karşılaştığı temel eksikler, en hızlı kazanım alanları ve stratejik yol haritası net biçimde ortaya konuluyor.
KÜRESEL PERSPEKTİF – TEKNOLOJİ, İNOVASYON VE YAPAY ZEKA
-Bugün Donatoni’nin küresel rekabet gücünü şekillendiren en kritik inovasyon alanı sizce hangisi?
Bugün rekabet gücü tek bir unsura bağlı değil. Asıl farkı yaratan, makine mimarisi, gelişmiş yazılım, otomasyon kültürü ve dijital bağlantıyı bir araya getiren entegre sistem yaklaşımıdır.
Makine mekaniği hâlâ temel bir rol oynuyor (rijitlik, hassasiyet ve güvenilirlik), ancak artık tek başına yeterli değil. Gerçek değer, donanım, yazılım ve verinin tek bir bütün olarak tasarlandığı noktada ortaya çıkıyor. Donatoni’de inovasyonu; bu unsurları kusursuz ve bütünleşik bir üretim deneyimine dönüştürebilme yeteneği olarak görüyoruz.
Donatoni’yi her zaman farklı kılan bir diğer unsur da müşteri ihtiyaçlarına olan güçlü odağımızdır. Pazarı sürekli dinlemek, eğilimleri önceden görmemizi ve çoğu zaman rakiplerimizden daha yenilikçi ve daha ileri teknolojiler geliştirmemizi sağladı. Bizim için inovasyon, müşterilerimizle kurduğumuz sürekli diyalogdan doğuyor.
Satış sonrası hizmetler de rekabet gücümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. İleri teknoloji, güvenilir servis ve sürekli yazılım güncellemeleriyle desteklenmelidir. Aynı zamanda yazılımın sadeliği de kritik önemdedir: güçlü sistemler aynı zamanda sezgisel ve kolay kullanılabilir olmalıdır.
Gerçek inovasyon karmaşıklık değil, akıllı sadeleşmedir.
-Yapay zekâ ilk olarak hangi alanlarda en sarsıcı etkiyi yaratacak?
Yapay zekâ ilk etapta kesim, işleme ve finisaj optimizasyonu ile üretim planlamasında en güçlü etkiyi yaratacaktır. Çünkü bu alanların tamamı doğrudan veriye dayalıdır.
Yapay zekâ; malzeme özelliklerini, geçmiş performans verilerini ve iş önceliklerini analiz ederek süreçleri optimize edebilir, atıkları azaltabilir ve verimliliği artırabilir. Bir sonraki aşamada ise kurulum, arıza teşhisi ve karar destek süreçlerinde operatörlere yardımcı olan sistemlerde önemli gelişmeler göreceğiz.
Önümüzdeki beş yılda yapay zekâ destekli makineler insan–makine ilişkisini nasıl dönüştürecek?
Makineler daha otonom hale gelecek, ancak insanlardan bağımsız olmayacak. İlişki, “manuel kontrol” anlayışından denetlenen zekâ modeline doğru evrilecek.
Operatörler giderek makine kullanıcısından çok süreç yöneticisi rolüne geçecek. Yapay zekâ; tekrarlayan kararları, kestirimci bakımı ve süreç düzeltmelerini üstlenirken, insan uzmanlığı kalite kontrolü, yaratıcı uygulamalar ve stratejik gözetim alanlarına odaklanacak.
Geleceğin fabrikası, insan sezgisinin makine zekâsı ile bütünleştiği iş birliğine dayalı bir yapı olacak.
-Ar-Ge yatırımlarınızı yönlendirirken bugün hangi küresel eğilimler belirleyici oluyor?
Bugün kararlarımızı yönlendiren dört ana eğilim bulunuyor:
Artan makine otomasyonu
Dijitalleşme ve Endüstri 4.0 / 5.0 entegrasyonu
Sürdürülebilirlik ve atık azaltımı
İş gücü eksikliği ve operasyonel sadeleşme ihtiyacı
Giderek daha otomatik makinelere yönelik güçlü bir talep görüyoruz. Üretim süreçleri daha otonom hale gelirken, daha yüksek tutarlılık, verimlilik ve tekrarlanabilirlik sağlanıyor.
Müşteriler, kullanımı daha kolay, daha bağlantılı ve malzeme israfını ile enerji tüketimini azaltabilen makineler talep ediyor. Bu beklentiler Ar-Ge yol haritamızı doğrudan şekillendiriyor.
Geleceğin fabrikasında belirleyici olan makine parkı mı, dijital altyapı mı olacak?
Gelecekte dijital altyapı, fabrikanın gerçek organizasyon motoru haline gelecek; tüm üretim akışının bağlantısını, kontrolünü ve optimizasyonunu sağlayacak.
Donatoni, kendi yazılımları, bağlantı sistemleri ve makineleri ile süreçleri koordineli biçimde yöneten yönetim platformlarını bugünden geliştirmiş durumda.
Makineler elbette vazgeçilmez olmaya devam edecek. Ancak değerleri giderek; veri paylaşabilme, haberleşme ve otomatik yükleme-boşaltma sistemleri, malzeme taşıma çözümleri ve birbirine bağlı üretim hatları ile entegre olabilme yeteneklerine bağlı olacak.
Geleceğin fabrikası, yan yana dizilmiş makinelerden oluşan bir yapı değil; mekanik teknolojinin dijital zekâ ile tam uyum içinde çalıştığı entegre ve otomatik bir ekosistem olacak.
-Küresel müşterilerde nasıl bir zihniyet değişimi gözlemliyorsunuz?
Açık bir dönüşüm görüyoruz:
Makine satın almaktan → verimliliğe yatırım yapmaya
Fiyata odaklanmaktan → toplam sahip olma maliyetine odaklanmaya
El işçiliğinden → süreç odaklı üretime
Müşteriler teknolojinin bir maliyet değil, stratejik bir varlık olduğunu giderek daha net biçimde kavrıyor.
-Donatoni kendisini kapsamlı bir dijital üretim çözümleri sağlayıcısı olarak konumlandırıyor mu?
Kesinlikle…
Mekanik mükemmeliyete ve sürekli inovasyona güçlü şekilde bağlıyız. Bununla birlikte, şirketimizin evrimi uzun süredir bu yönde ilerliyor. Bugün Donatoni; makineler, kendi yazılımları, otomasyon sistemleri, veri entegrasyonu ve yapılandırılmış servis desteği ile kapsamlı bir dijital üretim çözümleri sağlayıcısı olarak faaliyet gösteriyor.
Gelecek, yalnızca tek bir makineyi değil, tüm üretim zincirini anlayan iş ortaklarını gerektiriyor. Biz bilinçli olarak bu yolu seçtik.
TÜRKİYE ÜRETİM KAPASİTESİ AÇISINDAN OLGUN, TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜM AÇISINDAN BÜYÜME POTANSİYELİ YÜKSEK BİR PAZAR
-Türkiye pazarını bugün nasıl konumlandırıyorsunuz?
Türkiye, küresel ölçekte en stratejik doğal taş pazarlarından biridir. Güçlü ocak kaynaklarına, girişimci bir yapıya ve yüksek ihracat kapasitesine sahiptir.
Bizim açımızdan Türkiye, üretim kapasitesi bakımından olgun; teknolojik dönüşüm açısından ise büyüme potansiyeli yüksek bir pazardır.
-Türk üreticilerin teknolojik dönüşümünde en önemli eksik unsur nedir?
Asıl eksik makine değil, süreç entegrasyonu ve dijital bakış açısıdır.
Birçok üretici güçlü yetkinliklere sahip, ancak bir sonraki aşama; tasarım, yazılım, üretim ve lojistiğin tek bir dijital akış içinde bütünleştirilmesini gerektiriyor.
-Yapay zekâ destekli sistemlere geçişte Türk firmalarının karşılaştığı temel zorluklar neler?
Başlıca zorluklar şunlardır:
Veriye dayalı karar kültürüne uyum
İş gücünün eğitimi
İlk yatırım konusunda güven
Yapay zekâ uygulamaları yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda organizasyonel bir dönüşümdür. Şirketlerin yapılandırılmış süreçlere ve uzun vadeli stratejik düşünceye geçmesi gerekir.
-Türk tesislerinde en hızlı kazanım hangi alanlarda sağlanabilir?
Basit ve sezgisel yazılımlar tarafından yönetilen ileri seviye ve otomatik makineler, çok hızlı etki yaratabilir.
En hızlı iyileşme şu alanlarda elde edilebilir:
Atık azaltımı
Üretim planlama verimliliği
Önleyici ve kestirimci bakım sayesinde makine duruşlarının azaltılması
Özellikle atık azaltımı, yüksek hacimli üretim yapan tesislerde yıl sonunda çok ciddi kârlılık artışına dönüşebilir.
-Donatoni’nin Türkiye pazarı için özel çözümleri var mı?
Türkiye pazarı, teknolojik ihtiyaçlar açısından diğer Avrupa pazarlarından köklü biçimde farklı değildir.
Stratejimiz, ülkelere özel izole çözümler geliştirmek yerine, farklı pazar gerçeklerine uyarlanabilen esnek ve ölçeklenebilir sistemler sunmaktır.
Türkiye için odağımız, ihracat odaklı üretim modellerini destekleyen yüksek verimlilikli CNC çözümleri ve entegre otomasyon sistemleridir.
Türk doğal taş firmalarına üç temel stratejik öneriniz nedir?
Basit, güçlü ve güvenilir yazılımlar tarafından yönlendirilen otomasyona yatırım yapın.
Makineyle birlikte sunulan yazılımların uzun vadeli gelişimini ve güncellemelerini garanti eden firmalarla çalışın.
Teknolojik yatırımlarla eş zamanlı olarak kurum içi teknik yetkinliği geliştirin.
Teknoloji tek başına dönüşüm değildir; dönüşüm, stratejik vizyon ve uzun vadeli iş ortaklığıdır.
GELECEK VİZYONU VE KİŞİSEL PERSPEKTİF
-Donatoni’nin geleceğini tek cümleyle nasıl tanımlarsınız?
“Taş işleme endüstrisinin evrimini, mekanik mükemmeliyet, teknolojik inovasyon ve akıllı dijital ve yazılım ekosistemleriyle yönlendirmek.”
-Bu sektöre adım atacak genç profesyonellere ne önerirsiniz?
Teknik bilgi ile dijital becerileri birlikte geliştirmelerini öneririm. Taş işleme endüstrisinin geleceği yalnızca mekanik değil; aynı zamanda yazılım, veri, otomasyon ve sürdürülebilirliktir.
Bununla birlikte, gerçek üretim ortamlarında edinilen pratik deneyim vazgeçilmezdir. Üretim süreçleriyle doğrudan temas, bu sektörün gerektirdiği problem çözme kültürünü ve yetkinliği kazandırır.
Bu sektör hâlâ çok büyük inovasyon fırsatları sunuyor. Merak, uyum yeteneği, pratik deneyim ve küresel bakış açısı geleceğin en önemli başarı anahtarları olacaktır.









