Türk doğal taş şirketlerinin ürünlerini daha yüksek katma değerle konumlandırmaları gerekmektedir. Ortalama ihracat birim fiyatları İtalya’nın yaklaşık üçte biri, yalnızca işlenmiş ürünlerde ise dörtte biri seviyesindedir.
Bu nedenle stratejik bir yeniden konumlanma gereklidir. Bu da ancak bilgisayarlaşma, otomasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında ciddi yatırımlarla mümkündür. Bu alanlarda İtalyan teknoloji üreticileri stratejik ortak olabilir.
Röportaj: Ersin BOZKURT
İtalyan doğal taş ve makine sanayisinin küresel liderliği yalnızca mühendislik üstünlüğünden mi kaynaklanıyor, yoksa malzeme ile teknoloji arasındaki tarihsel yakınlıktan mı? Flavio Marabelli, CONFINDUSTRIA MARMOMACCHINE Onursal Başkanı olarak STONE TIMES’a verdiği bu kapsamlı söyleşide rekabet, katma değer, sürdürülebilirlik, Türkiye–İtalya ilişkileri ve sektörün geleceğine dair stratejik bir perspektif sunuyor.
TEKNOLOJİ, BİLGİ VE ENDÜSTRİYEL ZİHNİYET
-Küresel ölçekte İtalyan taş teknolojilerinin gücü çoğunlukla mühendislik mükemmeliyetiyle açıklanıyor. Sizce bu üstünlük daha çok teknik uzmanlıktan mı, yoksa kendine özgü bir endüstriyel düşünme biçiminden mi kaynaklanıyor?
Derneğimiz – CONFINDUSTRIA MARMOMACCHINE – hem malzeme üreticilerini hem de çıkarma ve işleme teknolojileri üreticilerini kapsayan tüm İtalyan doğal taş sektörünü temsil etmektedir. 3.200’den fazla şirketi ve 34.000’in üzerinde çalışanı bulunan bir sektörden söz ediyoruz. 2025 yılında sektörün toplam cirosu 5,2 milyar ABD dolarını aşmış, bunun 3,7 milyar doları ihracattan elde edilmiştir; bu da üretimin %70’ine karşılık gelmektedir.
Tam da bu nedenle, hem süreçler hem de ürünler açısından sektördeki teknolojik gelişmeleri ayrıcalıklı bir konumdan gözlemleyebiliyoruz. Şunu hiçbir tereddüt olmaksızın ifade edebiliriz ki, İtalya menşeli taş işleme makineleri, hatları, ekipmanları ve takımları küresel ölçekte referans noktası olmaya devam etmektedir.
Benim görüşüme göre teknoloji üreticilerimizin ulaştığı mühendislik mükemmeliyeti, malzeme üreticileriyle tarihsel olarak kurdukları “yakınlık”tan kaynaklanmaktadır. Bu yakınlık yalnızca coğrafi ve lojistik değil; her şeyden önce üretim felsefesi anlamında bir yakınlıktır. Bu sayede, aynı bölgede bulunan müşterilerle sürekli ve verimli bir diyalog içinde, üretim ihtiyaçlarına yanıt veren teknik çözümler geliştirilebilmiş; yeni çalışma ve kullanım biçimleri ortaya konabilmiştir.
Doğal taş sektörü ile İtalya menşeli teknolojiler arasındaki bu stratejik yakınlık yalnızca derneğimiz bünyesinde değil, dünya genelindeki büyük sektör fuarlarında da açıkça görülmektedir; her iki alandaki üreticiler yan yana sergileme yapmaktadır.
-Bilgisayarlaşma, yapay zekâ ve veri temelli üretim modelleri, taş işleme teknolojilerinde zanaatkârlık ile mühendislik arasındaki geleneksel dengeyi nasıl yeniden tanımlıyor?
Bilgisayarlaşma, yapay zekâ ve veri temelli üretim modellerinin taş sektöründe de önemli uygulama alanları bulduğu tartışmasızdır; sektörümüz kesinlikle statik değildir.
Örneğin, form üretiminde yapay zekâ kullanımını düşünelim: gelişmiş hesaplamalı tasarım ve dijital üretim programları, taşı işlemekle görevli robot kolları ve sayısal kontrollü taşlama makinelerini yönlendirmekte; böylece üretim atıkları en aza indirilmektedir. Aynı zamanda mimar ve tasarımcılara, yakın zamana kadar hayal bile edilemeyen kalınlık, form ve dokularda ürünler tasarlama imkânı sunulmaktadır.
Ayrıca dijital ortamda bir makinenin montajı ve gerçek çalışma davranışı %100 doğrulukla simüle edilebilmekte; mekanik parçaların aşınması ve malzemenin işlenmesinin her bir aşaması önceden incelenebilmektedir. Bunun yanında yapay zekâ, kesimden düzeltme ve parlatmaya kadar enerji ve su tüketimini izleyerek üretim süreçlerini optimize etmekte ve makineleri daha verimli ve sürdürülebilir hâle getirmektedir.
Bu yeni dijital araçlar yalnızca işleme aşamasıyla sınırlı değildir; personel eğitimi, makine satışı ve satış sonrası hizmetleri de kapsamaktadır.
REKABET, DEĞER VE KÜRESEL EKONOMİ
-Teknolojinin giderek standartlaştığı bir dünyada, İtalyan taş makinelerini hâlâ gerçekten farklı kılan kültürel veya entelektüel unsurlar nelerdir?
Taş işleme teknolojilerinde uluslararası rekabet hem fiyat hem de son dönemde performans açısından artmaktadır. Ancak daha önce de vurguladığım gibi, İtalyan taş sektörü en başından itibaren malzeme üreticileri ile teknoloji üreticileri arasındaki iş birliğine yatırım yapmıştır.
Bu faktör bugün her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır: özelleştirme kabiliyeti, yenilikçilik, satış sonrası hizmetler ve yatırımın toplam değeri açısından son derece rekabetçi bir kalite-fiyat oranı sunabilme yeteneği.
Giderek karmaşıklaşan küresel ortamda müşteri ihtiyaçlarına daha fazla odaklanan yeni bir iş modeli benimsemek kritik hâle gelmiştir: Servitizasyon. Bugün İtalyan şirketleri artık yalnızca ürün üreticisi değil; makineleriyle birlikte katma değerli hizmetler (öngörücü bakım, izleme vb.) sunan stratejik ortaklar olarak pazar lideridir.
“Katma değer” kavramını doğal taş sektöründe yalnızca ekonomik değil, kültürel bir kavram olarak da yorumlamak mümkün müdür?
Sektörümüzde bir ürünün katma değeri esas olarak geçirdiği işleme türüyle belirlenir (blok, plaka, karo, özel ölçü tasarımlar). Özellikle yüksek uzmanlık gerektiren işçiliklerde İtalya geleneksel olarak güçlüdür.
Ancak sorun her zaman olduğu gibi bunun karşılığını alabilmektir. İtalyanlar malzemelerini değerli kılma konusunda oldukça başarılıdır; ham ve işlenmiş taş ürünlerinde ortalama satış fiyatımız dünyadaki en yüksek seviyededir.
Ayrıca mermer ve granitlerimizin katma değeri; binlerce yıllık tarihleri, mimarideki kullanımları, prestijleri ve şirketlerimizin marka itibarı ile pazarlama çalışmalarından da kaynaklanmaktadır.
Aynı durum teknoloji sektöründeki katma değerli hizmetler için de geçerlidir: tasarım, Ar-Ge, test, dijital hizmetler, sertifikasyon ve teknik destek maliyetlidir; ancak müşteriye önemli faydalar sağlar.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE ETİK PERSPEKTİF
-Sürdürülebilirlik yalnızca teknik bir zorunluluk mudur, yoksa etik bir sorumluluk mudur?
Sürdürülebilirlik çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla ele alınmalıdır.
CONFINDUSTRIA MARMOMACCHINE, PNA – Pietra Naturale Autentica (Naturally Authentic Stone) ağının kurucularındandır. Bu ağ, İtalyan taş sektörünün en temsil gücü yüksek 40’tan fazla şirket ve kuruluşunu bir araya getirmektedir ve son yıllarda çalışmalarını özellikle sürdürülebilirliğe odaklamıştır.
Bu taahhüt, geçen yıl İtalya’da işlenen doğal taşlar için hazırlanan sektör bazlı EPD (Environmental Product Declaration – Çevresel Ürün Beyanı) ile somutlaşmıştır. Bu çalışma, İtalyan doğal taş sektörünün özellikle CO₂ emisyonları açısından düşük çevresel etkiye sahip olduğunu belgeleyen ilk sektörel araştırmadır.
Bu çalışma bir zorunluluktan değil; etik bir sorumluluktan doğmuştur.
-Karbon ayak izi, izlenebilirlik ve şeffaflık gelecekte doğal taşa atfedilen değeri yeniden tanımlayacak mı?
Kesinlikle. Taş sektörünün rekabetçi geleceği öncelikle “yeşil” meydan okumaya bağlıdır.
Doğal taş intrinsik olarak sürdürülebilir bir malzemedir; ancak bugün bunun teknik verilerle desteklenmesi gerekir. EPD gibi sertifikalar, karbon ayak izi dâhil olmak üzere çevresel performansın kapsamlı değerlendirilmesini sağlar ve farklı malzemeler arasında nesnel karşılaştırma imkânı sunar.
Bu, şirketlerin, tasarımcıların ve tüketicilerin bilinçli tercihler yapmasını mümkün kılar.
TÜRKİYE İTALYA EKSENİNE STRATEJİK BİR BAKIŞ
-Türkiye’nin gerçek stratejik gücü nerede?
Zengin rezervlerinin yanı sıra Türkiye’nin Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya arasında yer alan stratejik coğrafi konumu belirleyicidir. Ayrıca Ankara’nın diplomatik girişimleri sayesinde özellikle Körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkiler önemli ölçüde güçlenmiştir.
-Türkiye nasıl evrilebilir?
Türk doğal taş şirketlerinin ürünlerini daha yüksek katma değerle konumlandırmaları gerekmektedir. Ortalama ihracat birim fiyatları İtalya’nın yaklaşık üçte biri, yalnızca işlenmiş ürünlerde ise dörtte biri seviyesindedir.
Bu nedenle stratejik bir yeniden konumlanma gereklidir. Bu da ancak bilgisayarlaşma, otomasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında ciddi yatırımlarla mümkündür. Bu alanlarda İtalyan teknoloji üreticileri stratejik ortak olabilir.
HAFIZA, LİDERLİK VE GELECEK
Sektörümüz kuşak değişimi sorunu yaşamaktadır. Liderliğin gerçek anlamı bugün bir adım geri çekilmek, genç kuşaklara alan açmak ve onların yeni vizyon ve araçları şirkete taşımasına imkân vermektir.
Eğer taş sektörünün geleceğini tek bir kavramla tanımlamam gerekirse;
“Değerin Güçlendirilmesi” kavramını birinci sıraya koyabilirim.
Doğal taşın benzersizliğini daha iyi anlatmalı, sentetik ürünlerle aradaki farkı büyütmeli ve özellikle geleceğin karar vericileri olacak genç kuşaklarla yeni bir iletişim dili kurmalıyız.










