GEÇİCİ AVANTAJ, KALICI FİYAT KAYBINA DÖNÜŞMESİN
Motorindeki ÖTV’nin geçici olarak sıfırlanması doğal taş sektörünün üretim ve lojistik maliyetlerinde bir rahatlama yaratabilir. Ancak sektör açısından asıl tehlike maliyetlerin yeniden yükselmesi değil, bugünkü geçici avantajın satış fiyatlarına indirim olarak yansıtılması olabilir. Çünkü ÖTV’nin ne zaman geri geleceği belli. Müşteriye verilen indirimin ne zaman geri alınabileceği ise belli değil.
ÖTV SIFIRLANDI. PEKİ FİYATLAR DA MI DÜŞECEK?
13 Ağustos itibarıyla belirli motorin türlerinde maktu ÖTV sıfırlandı.
Takvim açık.
Eylül ayında 3 TL/litre, ekimde 6 TL, kasımda 9 TL, aralıkta 12 TL ve 1 Ocak 2027 itibarıyla 13,9006 TL/litre.
Dolayısıyla sektörün karşısındaki maliyet avantajının geçici olduğu daha ilk günden biliniyor.
Doğal taş üreticileri açısından soru bu nedenle yalnızca “Ne kadar tasarruf edeceğiz?” olmamalı.
Daha önemli soru şu:
Bu tasarrufla ne yapacağız?
MALİYET DÜŞÜŞÜ, FİYAT İNDİRİMİ DEMEK DEĞİLDİR
Bir işletmenin üretim veya lojistik maliyetindeki geçici düşüşün otomatik olarak satış fiyatına yansıtılması gerektiğine ilişkin herhangi bir ekonomik kural yoktur.
Aksine şirketler açısından maliyet avantajı; zayıflayan kâr marjlarının toparlanması, işletme sermayesinin güçlendirilmesi, finansman giderlerinin karşılanması, yatırım yapılması veya gelecekteki maliyet artışlarına hazırlanılması için kullanılabilir.
Doğal taş sektöründe ise başka bir risk bulunuyor:
Fiyat rekabeti.
Bir üretici geçici maliyet avantajının bir bölümünü müşterisine indirim olarak verdiğinde, rakip üreticiler üzerinde de aynı yönde baskı oluşabilir.
Bir firmanın 2 dolar indirdiği pazarda diğer firma 3 dolar, bir başkası 5 dolar indirerek müşteriyi almaya çalışabilir.
Böylece devletin geçici olarak vazgeçtiği vergiyle oluşan maliyet avantajı birkaç ay içerisinde sektörün satış fiyatından silinebilir.
EN BÜYÜK TEHLİKE: YENİ REFERANS FİYAT
Özellikle blok doğal taş ticaretinde fiyat yalnızca ürünün üretim maliyetiyle belirlenmez.
Taşın rengi, rezervi, kalite sürekliliği, blok ölçüsü, talep seviyesi, alternatif kaynaklar ve alıcının pazarlık gücü fiyat üzerinde etkilidir.
Bir fiyat aşağı indiğinde ise alıcı açısından yeni bir referans oluşur.
Örneğin bugün 300 birimden satın aldığı bir ürünü birkaç ay boyunca 290 birimden alan müşteriye, ocak ayında yeniden 300 birim fiyat vermek kolay olmayacaktır.
Müşteri doğal olarak soracaktır:
“Dün 290’a sattığın taşı bugün neden 300’e satıyorsun?”
Üreticinin “ÖTV geri geldi” açıklaması kendi maliyet hesabı açısından doğru olabilir.
Ancak müşterinin satın alma stratejisini belirleyen unsur üreticinin maliyeti değil, piyasada bulabildiği en iyi fiyattır.
İşte geçici maliyet avantajının en büyük riski burada ortaya çıkıyor.
ÖTV’NİN GERİ DÖNÜŞ TARİHİ VAR. İNDİRİMİN YOK.
Kararın takvimi baştan belli.
Bugün sıfır olan ÖTV, 1 Ocak 2027’de 13,9006 TL/litre olacak.
Başka bir ifadeyle devlet bugünden şunu söylüyor:
Bu avantaj geçici.
Fakat ihracatçının müşterisine verdiği fiyat indiriminin üzerinde böyle bir tarih bulunmuyor.
Faturaya:
“Bu fiyat 31 Aralık 2026 tarihinde sona erecektir”
yazılmadığı sürece müşteri gördüğü fiyatı piyasanın yeni fiyatı olarak kabul edebilir.
Bu nedenle sektör açısından iki farklı zaman çizgisi oluşuyor:
Maliyet avantajı: geçici.
Fiyat indiriminin piyasa etkisi: kalıcı olabilir.
3 DOLARLIK İNDİRİM GERÇEKTEN 3 DOLAR MI?
Burada başka bir matematik problemi ortaya çıkıyor.
Stone Times’ın 26 tonluk yük ve 33,1 litre/100 km referans tüketim üzerinden yaptığı model hesaplamada, Afyonkarahisar–İzmir arasındaki yaklaşık 330 kilometrelik taşımada Ocak 2027’deki 13,9006 TL/litrelik ÖTV’nin doğrudan karşılığı yaklaşık 1.518 TL/TIR.
Bu yaklaşık 58 TL/ton anlamına geliyor.
Dolayısıyla ihracatçının geçici lojistik avantajını gerekçe göstererek satış fiyatında ton başına birkaç dolarlık indirim yapması halinde, verilen indirimin toplam değeri gerçek ÖTV avantajının üzerine dahi çıkabilir.
Başka bir ifadeyle:
Üretici kazandığından daha fazlasını müşterisine verebilir.
100 TIR’DA RAKAM DEĞİŞİYOR
Tek araç üzerinden bakıldığında rakam küçük görülebilir.
Ancak aynı Afyonkarahisar–İzmir modelinde ayda 100 sevkiyat yapan bir işletme için Ağustos ile Ocak arasındaki teorik ÖTV farkı yaklaşık 152 bin TL seviyesine ulaşıyor.
500 sevkiyatta yaklaşık 759 bin TL.
Bu para satış fiyatından indirim olarak müşteriye aktarılmadığı takdirde şirket içinde kalabilir.
İşletme sermayesine dönüşebilir.
Finansman yükünü azaltabilir.
Makine bakımına ayrılabilir.
Verimlilik yatırımına gidebilir.
2027’de geri gelecek motorin maliyetinin bir bölümünü karşılayabilir.
Ya da ihracatçının zaten baskı altında bulunan marjını iyileştirebilir.
Ancak fiyat indirimine dönüşürse avantajın yönü değişir.
Türkiye’de doğan maliyet avantajı, ithalatçı ülkedeki müşterinin satın alma avantajına dönüşür.
BLOK İHRACATINDA RİSK DAHA BÜYÜK
Bu konu özellikle blok ihracatı açısından önem taşıyor.
Blok doğal taş ağır, lojistik yoğun ve fiyat pazarlığının güçlü olduğu bir ürün.
Çin ve Hindistan gibi büyük blok pazarlarında alıcıların farklı ülkelerden ve farklı Türk üreticilerinden teklif alma imkânı bulunuyor.
Bir Türk üreticinin geçici maliyet avantajıyla fiyat kırması yalnızca kendi satışını etkilemeyebilir.
Rakip Türk üreticilerin tekliflerini de aşağı çekebilir.
Böylece bireysel şirket kararı zaman içerisinde Türk taşının pazar fiyatını aşağı çeken kolektif bir harekete dönüşebilir.
Bu noktadan sonra sorun artık bir şirketin kâr marjı değildir.
Sorun Türkiye’nin doğal taşını hangi değerden sattığıdır.
BUGÜN VERİLEN 5 DOLAR, OCAKTA GERİ ALINABİLECEK Mİ?
Sektörün kendisine sorması gereken soru belki de bu kadar basit.
Bugün maliyetiniz geçici olarak düştüğü için müşterinize ton başına 5 dolar indirim yaptınız.
Eylül geldi.
ÖTV yükseldi.
Ekim geldi.
Bir kez daha yükseldi.
Kasım ve aralıkta yükselmeye devam etti.
1 Ocak’ta 13,9006 TL/litreye ulaştı.
Şimdi aynı müşteriye dönüp:
“5 doları geri istiyorum.”
diyebilecek misiniz?
Ve daha önemlisi:
Müşteri bunu kabul edecek mi?
Eğer cevap belirsizse, bugün yapılacak indirimin de yeniden düşünülmesi gerekir.
FİYAT REKABETİ İLE REKABET GÜCÜ AYNI ŞEY DEĞİL
Doğal taş sektörünün küresel rekabet gücü yalnızca daha ucuz taş satmakla ölçülemez.
Rezerv gücü, kalite, süreklilik, termin, üretim teknolojisi, tasarım, işleme kabiliyeti, lojistik performansı ve müşteri güveni de rekabet gücünün parçalarıdır.
Maliyet avantajını doğrudan fiyat indirimine dönüştürmek kısa vadede sipariş getirebilir.
Ancak uzun vadede sektörün kilogram veya ton başına ihracat değerini aşağı çekebilir.
Türkiye’nin hedefi daha fazla taşı daha düşük fiyatla satmak değil, ürettiği taşın değerini yükseltmek olmalıdır.
Geçici bir vergi avantajı bu hedefin tersine çalışmamalıdır.
BU PARA SEKTÖRDE KALABİLİR
ÖTV avantajının doğal taş üreticisinin üzerinde kalması yalnızca şirket sahibinin daha fazla kâr etmesi anlamına gelmez.
Şirketin mali yapısının güçlenmesi;
daha güvenli ocak yatırımı,
daha verimli makine,
daha düşük enerji tüketimi,
daha iyi işleme teknolojisi,
daha güçlü stok finansmanı,
daha kaliteli ambalaj,
daha güçlü pazarlama
ve daha yüksek katma değerli üretim anlamına gelebilir.
Dolayısıyla mesele “indirimi müşteriye vermemek” kadar basit değildir.
Asıl mesele:
Geçici avantajı kalıcı rekabet gücüne çevirebilmektir.
STONE TIMES UYARIYOR
Motorindeki ÖTV düzenlemesi doğal taş sektörüne önemli bir nefes alma alanı yaratabilir.
Ancak bu alan yanlış kullanılırsa birkaç aylık avantaj, yıllarca etkisini sürdürebilecek yeni bir düşük fiyat referansına dönüşebilir.
ÖTV’nin geri dönüş takvimi bellidir.
Satış fiyatının geri dönüş garantisi yoktur.
Bu nedenle üreticilerin ve ihracatçıların önümüzdeki aylarda maliyetlerindeki geçici rahatlamayı fiyat kırmak için değil; marjlarını güçlendirmek, finansman yapılarını iyileştirmek ve 2027 maliyetlerine hazırlanmak için değerlendirmeleri sektörün uzun vadeli çıkarına olacaktır.
Çünkü bir ülkenin ihracat rekabeti yalnızca ne kadar sattığıyla değil, ürettiği değerin ne kadarını kendi ekonomisinde tutabildiğiyle de ölçülür.
BUGÜN 5 DOLAR İNDİRİRSENİZ,
OCAKTA O 5 DOLARI GERİ ALABİLECEK MİSİNİZ?
Motorindeki maliyet avantajı geçici.
Düşürdüğünüz fiyat kalıcı olabilir.
STONE TIMES
Geçici maliyet avantajını kalıcı fiyat kaybına dönüştürmeyin.







